23 Nisan 2008 Çarşamba

0

HTC Touch; inceleme



Yine bir İnceleme bu seferde Cnetturkiye'den Ç-alıntı :) ;

Windows Mobile platformu kullanan birçok akıllı telefonun arkasındaki marka olan HTC'yi, geniş yelpazede sunduğu ürün gamı ile tanıyoruz. Ürünlerinde incelik, küçüklük ve gücü ön plana çıkaran markanın, akıllı telefon tasarımları arasında yerini bulan HTC Touch, tasarımı ile HTC'nin sıradışı geleneğini sürdürüyor.

HTC Touch, en büyük farkını, parmağın ekran üzerindeki hareketlerini algılayan TouchFlo ekran özelliği ile ortaya çıkarıyor. İyi düşünülmüş bu ekran özelliğinin sorunsuz çalışması, kullanıcı tarafında eşsiz bir deneyimi ortaya çıkarabilirdi. Fakat, ekranın bunun için yeterince büyük olmaması ve örneğin; adres defterine yeni kişiler eklerken stylus (işaret kalemi) kullanmanın adeta zorunluluk haline gelmesi, bu eşsiz deneyimin önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

Bunun ile birlikte, HTC Touch Dual'de olduğu gibi QWERTY klavyenin olmayışı e-posta ve metin girişini günlük hayatının öncelikleri arasında sayan kullanıcılara vereceğimiz kötü haber. Bu eksikliğin üstesinden gelmek için, HTC sanal klavyenin yanı sıra, el yazısı tanıma özelliğini eklemesine rağmen, cihazın ekrana yazılan harfleri tanımada çok başarılı olduğunu söylemek zor. Eğer doktorsanız, hiç bu özelliği kullanmaya yeltenmeyin bile.

HTC Touch en genel tabiri ile standart cep telefonundan, akıllı telefona terfi etmek isteyen kullanıcılar için, BlackBerry gibi kurumsal ürünlere göre daha sportif duruşlu bir alternatif. Bu yüzden ürünü kullanırken, devamlı işimizi takip etmemiz gerektiği hissine kapılmadık. Tasarımda karşılaştığımız birkaç küçük detay ve ara sıra yaşadığımız performans sorununun dışında günlük hayatta iş görecek bir ürün test ettik. Eğer sanal klavye ve dokunmatik ekrana alışmak, çok zamanınızı alacaksa alternatif olara HTC Touch Dual'i tavsiye ederiz.

Tasarım

HTC Touch'un tasarımında ilk göze çarpan hiç kuşkusuz, TouchFlo arayüzünü destekleyen dokunmatik ekranı. Kendi özel kalemi (stylus) ile kolay bir şekilde kontrol edilebilen ürünün dokunmatik ekranından, bir kurşun kalemin silgili kısmı kullanılarak daha da verimli işleyiş elde edilebiliyor. Bu iki araçtan ikisine de sahip değilseniz, işinizi parmağınızla da görmeniz mümkün. Ama, parmak ucunun büyüklüğü ile kontrol kolaylığı ters orantı gösteriyor.

Boyutları 99.9x58x13.9 mm ve ağırlığı 122g olan ürünün ince gövdesi elde tutuşu ve taşınmasını rahat kılıyor. HTC Touch, gövdesini kaplayan yarı sert kaplama sayesinde de, cihazın elden kaymasını engelleyip, kavramayı artıran tutuşa imkan tanıyor.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi 2.8 inç ekran boyutu, 65K renk desteği ve 240x320 ekran çözünürlüğü olan HTC Touch'un en öne çıkan özelliği ekranındaki TouchFlo özelliği. Özellik sayesinde parmağı kaydırarak ya da ekrana hafifçe vurarak, kontrolleri ve seçme işlemlerini gerçekleştirmek mümkün. Bu özelliğe ek olarak konulan, bazı arayüz ve menü değişiklikleri de SMS, uygulama ve diğer gerekli bilgilere çabuk şekilde erişmeyi sağlıyor.

Eğer daha önce Windows Mobile tabanlı bir cihaz kullandıysanız, HTC Touch'nin ana ekranından başlayan yeni duruş ve hissi rahatça farkedeceksiniz. Ana ekrandaki, kişiler, takvim, mesajlar, sık kullanılan uygulamalar ve hatta hava durumuna tek tıklama ile ulaşmayı sağlayan arayüz çok hoşumuza gitti. Parmağın, ana ekran üzerinde HTC logosuna yakın bir yerden yukarı doğru kaydırılması, sizi yeni 3 boyutlu bir ekrana taşıyor. Bu arayüzü kullanarak, uygulama, kişiler ve multimedya içeriğini parmağın hareketleri kontrol etmek keyifli bir deneyim haline geliyor. Bu arayüzden çıkmak için ise ilk başta yapılan, parmağı yukarı kaydırma hareketinin tam tersini olan aşağı doğru kaydırma yapmak yeterli oluyor.

Ekran parmağı kaydırma ile dokundurma arasındaki farkı ayırt etmede başarılı. Bunun sağladığı avantaj özellikle internet sayfası ve belge incelerken karşımıza çıktı. Herhangi bir belge ya da internet sayfası okurken, parmağın aşağıdan yukarıya hareketi, sayfanın kaydırılmasını, parmağın tek dokunuşu da sayfanın bu hareketini durdurmayı sağlıyor. Aynı özellik numara listenizden isim sırasına göre kişi ararken de kolaylık getiriyor.

HTC Touch'ta gözlerimizin en çok neyi aradığına gelirsek; elbette cevabımız tam QWERTY klavye oldu. Tasarımın küçüklüğü, tam klavyenin eklenmesinin önüne geçerken, kullanıcıları küçük boyutlu sanal klavye ile el yazısı tanıma özelliğine mahkum bırakıyor. Sanal klavye ile hızlı metin girişi çok kolay değil; çünkü harf ve rakamların boyutu parmak uçları için yeterince büyük değil. Bu yüzden cihazın kendi kalemini kullanmak zorunluluk gerektiriyor. El yazısı tanıma özelliği kullanışlı ve hızlı metin girmek için iyi bir alternatif olsa da; harfleri tanımada yaşanan problem, sık sık girişi yapılan yanlış metni silmeyi gerektirdiği için yine zaman kaybına neden oluyor. Burada kısaca şunu söylemek gerekir ki; ürün e-postaları ile çok haşır neşir olan ve gün boyu bu trafiği yaşayan profesyoneller için çok doğru bir tercih değil.

Ürünün üzerindeki butonlara baktığımızda; ekranın hemen altında konuşma başlatma ve sonlandırma butonları ile birlikte beş yönlü navigasyon butonu var. Sağ tarafta kamera etkinleştirme butonu ile iyi gizlenmiş SIM kart ve microSD yuvaları bulunuyor. Son saydıklarım, bir koruma kapağı ile muhafaza edilirken ilk bakışta farkedilmesi zor. Sol tarafta ise ses ayarı butonu, altta USB girişi ve boyunluk tutturma kısmı ile üstte açma-kapama butonu bulunuyor. Son olarak arka kısımda hoparlör, kamera ve kendi kendini çekme aynasından oluşan üçlü yer alıyor.

Özellikler

Üründe, özellik bakımından yeni arayüzünün dışında gelen devrim niteliğinde bir değişiklik bulunmuyor. HTC Touch bu anlamda Windows Mobile 6 Professional platformunu kullanan, sınıfının diğer telefonlarından kesin çizgiler ile ayrılmıyor.

Kablosuz bağlantı olarak üründe Wi-Fi ve Bluetooth 2.0 bulunurken ne yazık ki 3G desteğine rastlamıyoruz. Hoş bu erişim henüz altyapısına ülkemizde kavuşmuş olmasa da, ilerleyen dönemde kablosuz ağ bulamadığınız takdirde internete erişmeniz EDGE hızında olacak. Kablosuz ağ demişken; cihazın bu bağlantısının oldukça başarılı çalıştığını söyleyelim. Gerek şifre korumalı gerekse korumasız ağlara bağlanma hızı oldukça tatmin edici. İnternette gezinirken, görüntü kayması ya da resimlerde bozulma gibi sorunlar ile karşılaşmamak da bizi memnun etti.

Bluetooth bağlantısına baktığımızda ise kablosuz kulaklık, eller serbest kitleri, dosya paylaşma ve Bluetooth kulaklıklar için A2DP desteklenen özellikler arasında yer alıyor.

Arka kısımda yer alan kamera, bu kategorideki modellerin standardını aşamıyor. 2 megapiksel çözünürlük, 8x zum, video kayıt özelliklerine sahip olan kamera, beş farklı çözünürlük kalitesi ve dört resim kalitesi ayarı sunuyor. Üründe gece çekimlerinin vazgeçilmezi olan flaş ise bulunmuyor.

Sesli ve sessiz video kaydı yapabilen HTC Touch, MPEG4, Hareketli JPEG ve H.263 formatlarını destekliyor. Sadece iki çözünürlük seçeneği olsa da, kameradan gelen beyaz ayarı ve renk efektleri ile çekim özellikleri zenginleşiyor.

Resim kalitesini genel olarak beğendik. Her ne kadar resmin ortasında hafif bir bulanıklık kendini gösterse ve sarı tonun az da olsa fazlalığı göze takılsa da, çözünürlük iyi, renkler de çoğunluk ile parlaktı. Yalnız, resim çekerken bulanıklığı engellemek ve iyi kalitede görüntü elde etmek için ürünün titretilmesini minumuma indirmek gerekti. Resim kalitesine karşın video kalitesi daha düşük ve resimlere kıyasla daha fazla pikselleşme oluşturdu.

Performans


İstanbul'un kalabalık sokak ve mekanlarında test ettiğimiz HTC Touch, çağrı kalitesi olarak tatmin edici performans sağladı. Tren istasyonunda yaptığımız konuşmalar da, trenin geçişi sırasında karşıdaki kişi ile ses trafiğini devam ettirebildik. Bu gürültü karşısında bizi yarı yolda bırakmayan ürün, şehiriçi trafik gürültüsünde ise herhangi bir duyma ya da sesimizin karşı tarafa iletilmesi problemini ortaya çıkarmadı.

Ses iletimi konusunda başarılı olan ürünün çağrı konusunda aksadığı nokta yine en beğendiğimiz TouchFlo ekran özelliği nedeni ile oldu. Konuşma sırasında ekranın yüze yaslanmasının, sanki ekrana dokunarak komut verilmiş işlevi görmesi çoğu zaman konuşmanın yarıda kesilmesine neden oldu. Bunun üstesinden gelmenin yolunu tahmin edeceğiniz gibi pratik olarak, ekranı yüzümüze değdirmemekte bulduk. Ama HTC'nin bizim pratik yolumuz yerine daha işlevsel bir çözüm bulması kullanıcı tarafında memnun edici etki yaratacaktır.

201MHz TI OMAP850 işlemciye sahip cihaz, genel performans değerlendirmesi yaptığımızda çok hızlı olmayan bir ürün. Üründe sık sık birkaç saniyelik uygulama başlatma gecikmeleri yaşadık. Multimedya içeriği oynatırken de bu durumla karşılaştık. Medya çalar ile ana menü arasında geçişlerde kısa da olsa gecikmeler oluştu.

Ses kalitesi de standart düzeyde olan HTC Touch, bas eksikliği hissedilmesine rağmen fazla gürültülü olmayan ortamlarda keyifli müzik dinlemeye olanak sağladı. Ses kalitesi kulaklık ile bariz şekilde daha kaliteli alınabiliyor.

5 saat konuşma ve 8.3 gün bekleme süresi biçilen HTC Touch, multimedya, kablosuz internet ve standart sürede konuşmanın yapıldığı gün sonunda şarj cihazını arıyor.

0

Datron MS 1221 inceleme


Cnetturkiye'de gördüm buyrun bakın.

Datron, bugüne kadar çoğunlukla 15 ya da 17 inç dizüstü bilgisayarlarıyla karşımıza çıkmıştı. Bu sene bir fark yaratarak ultra taşınabilir 12 inç kategorisine MS1221 modeliyle giriş yaptı.

MSI’ın Red Dot tasarım ödülünü kazanan PR200 kasasını kullanan MS1221, gerçekten de ilk bakışta oldukça çekici gözüküyor... Şıklıktan dem vurmuşken önce tasarımına bir göz atalım isterseniz...

Tasarım

MSI PR 200’ün tersine MS1221’de mat siyah renk kasanın tamamına hakim bir konumda duruyor... Sadece klavyenin hemen üzerinde duran hoparlörler ve kısa yol tuşlarını barındıran alan, metalik gri renge sahip. Kapağı açmadan önce ilk dikkat çeken Datron’un logosu oluyor. Önceki modellerde kullanılan ‘Datron’ yazısı yerini hoş bir logoya bırakmış...

Sol yana baktığınız zaman ethernet ve VGA bağlantılarını görüyorsunuz. Ayrıca hemen ethernet girişinin yanında bir de USB portu bulunuyor. Sağ yanda bulunan iki USB portunu da eklediğiniz zaman MS1221, üzerinde toplam olarak üç adet USB portu barındırıyor.


Sağ yana bakıldığında kart okuyucu ve USB portlarının yanı sıra dikkat çeken en önemli özellik, HDMI bağlantısı. MS1221’in böyle bir bağlantıya sahip olması; onu, HDMI bağlantısı kullanarak HD kaynaklı cihazlara (özellikle de televizyonlara elbette) bağlayabileceğiniz anlamına geliyor...

Kapağı açtığınız zaman sade bir görünümle karşılaşıyorsunuz... MS1221 gereksiz tuşlara boğulmamış bir dizüstü bilgisayar. Klavyenin hemen üstünde ortaya yerleştirilen dört adet tuş açma/ kapama, kablosuz ve P1, P2 olarak adlandırılmış ayarlanabilir tuşlardan oluşuyor. P1 fabrika ayarı olarak ‘arama’ işlevine hızlı ulaşım sağlarken P2 de kamerayı açıyor. Kablosuz logosuna sahip olan tuşun kablosuz özelliğini açtığını anlatmak gereksiz olacak sanırım.

Klavyenin hemen altında ise fare alanı ve parmak izi okuyucu bulunuyor. Ne yazık ki; MS1221 de çoğu 12 inç’lik dizüstü bilgisayarda bulunan ‘dar alan’ sorunsalını aşamamış. Klavyenin köşeye sıkışmış yön ve backspace tuşlarını kullanmak biraz alışkanlık isteyecek... Dahası yazı yazarken aşağıda bulunan fare alanı oldukça duyarlı davranarak yazı yazmanızı zor bir hale getirebiliyor..

MS1221’in ön tarafına baktığınızda ise parlak bir şerit üzerinde kulaklık ve mikrofon girişlerini görüyorsunuz. En sağda bulunan yeşil mavi led’ler ise kablosuz bağlantı, pil durumunu, güç durumu ve sabit diskin durumunu gösteriyor.


Özellikler

MS1221, isteğe bağlı olarak farklı konfigürasyonlarda bulunabiliyor. Bizim incelemek için elimizde bulunan konfigürasyon; Core 2 Duo T7250 CPU ve 2Ghz’den güç alıyor. Fakat böyle kuvvetlendirilmiş bir makineye 1 GB RAM biraz az kalmış. Özellikle Vista ile kullanmak isterseniz artı 1 GB RAM gerçekten ihtiyaç olacaktır.

MS1221, kendi kategorisi içinde en çok özelliğe sahip olan dizüstü bilgisayarlardan bir tanesi... Üzerinde; görüntülü konuşma için 1.3 megapiksel kamera ve güvenlik için parmak izi okuyucu bulundurmanın dışında kendi sınıfında pek sık görülmeyen bir özellik olan HDMI bağlantısına da sahip. Daha evvel de bahsettiğimiz HDMI bağlantısı sayesinde MS1221’i bir televizyona bağlayarak daha kaliteli bir görüntü elde etmeniz mümkün. Fakat HDMI bağlantısı, üzerinde Blu-ray sürücüsü olan bir dizüstü bilgisayarda tam olarak işlev görecek bir özellik aslında. Yine de yüksek çözünürlüklü videoları televizyonunuzda görmek istediğinizde MS1221 sizi yarı yolda bırakmayacak belli ki...

Performans

Performansına gelince daha evvel de bahsettiğimiz gibi 1 GB RAM, sahip olduğu konfigürasyon içerisinde biraz zayıf kalıyor. Üzerine ilk olarak Windows Vista işletim sistemi kurduk daha sonra da Windows XP... Söylemeliyiz ki; MS1221, XP’de gösterdiği performansı aynı hızda Vista’da sağlayamıyor ne yazık ki.

Bir sorun da kablosuz bağlantıda yaşanabiliyor. Dışarıda kablosuz bağlantıdan faydalanmak istiyorsanız çok uzak bir kaynak veya kalabalık bir network seçmemeniz sizin hayrınıza olacaktır. Çünkü böyle bir durumda MS1221 bağlantıyı korumakta biraz zorlanabiliyor. Fakat evinizdeki kablosuz ağında veya bir kafedeki kalabalıktan etkilenecek kadar büyük bir sorun olmadığı için çok büyütmeye de gerek yok.

MS1221’in 1280 x 800 piksel çözünürlüğe sahip parlak ekranı, gün ışığı altında oldukça zor görülüyor. Hele bir de pil üzerinden çalışıyorsanız hem ekranın karanlığı hem de parlaklığı görmeyi çok zor bir hale getirebiliyor. Fakat direk ışığın ekrana vurmadığı ortamlarda ekran, oldukça canlı renkler ve keskin bir görünüm sunuyor. Film performansı da bu görüntü kalitesinden payını fazlasıyla alıyor. Elbette, 12 inç ekran; film izlemek için elverişli bir boyut sayılmaz. Fakat hem taşınabilir olsun hem de yolda canım sıkılmasın diyorsanız ideal bir çözüm sunuyor diyebiliriz.

Sonuç olarak; MS1221, 12 inç’lik dizüstü bilgisayarlar arasında en çok özelliğe sahip olanlardan bir tanesi diyebiliriz. Fakat performans açısından revize edilmeli...

0

Wii Fit reklamları

CnetTurkiye' de gezerken buldum bi bakın derim.

Wii konsolu için özel üretilmiş kablosuz Wii Denge Tahtası; baskıya duyarlılığı sayesinde ağırlığınızı ve herhangi bir yöne eğiliminizi algılayabiliyor. Böylece Wii Denge Tahtası’nın üzerindeyken yaptığınız egzersizlerde ekrandaki aktiviteler üzerinde tam kontrole sahip olabiliyorsunuz. Bu sayede, siz ve aileniz vücudunuzu çalıştırmak, formda kalabilmek için kendinize özel gelişim hedefleri koyabiliyorsunuz.

25 Nisan 2008’den itibaren Wii Denge Tahtası’nı da içeren paketiyle birlikte, Amerika’dan önce Avrupa ile aynı anda Türkiye’de satışa sunulacak olan Wii Fit'in reklamları çeşitli mecralarda yerini almaya başladı. Ayrıca birçok farklı reklama da Nintendo'nun sitesinden ulaşmak mümkün...

Wii Fit' için ayrıntılı bilgiye de buradan ulaşabilirsiniz...

17 Nisan 2008 Perşembe

0

Başlangıç

İndik bi alamete gedeyoz gıyamete hadi hayırlısı olsun bakalım bu blog tutulcakmı.